Şehrin gürültüsü Barbaros Bulvarı’ndan deniz kenarına doğru dalga dalga yayılırken, Merve son okul zilinin çalmasıyla birlikte sınıfın kapısından ilk çıkan kişi oldu. Diğer öğrenciler bahçede toplanıp hafta sonu planları yaparken, o çantasını omuzlayıp Beşiktaş İskelesi’nin arkasındaki dar sokaklara doğru hızlı adımlarla koştu. Sonbaharın rüzgârı Boğaz’dan sert esiyor, okul eteğini uçuruyordu ama Merve’nin durup dinlenmeye vakti yoktu.
On yedi yaşındaki Merve, iki yıldır liseye devam ederken bir yandan da epilepsi hastası annesinin ilaç masraflarını karşılamak için çabalıyordu. Çalıştığı yer, pasajın en alt katında yer alan, tavanına kadar eski kitaplarla dolu nemli bir sahaf dükkânıydı. Dükkân sahibi Nuri Bey yaşlandığı için ağır koli taşıyamıyor, Merve hafta içi her akşam okuldan sonra buraya gelip dükkânın tüm yükünü üstleniyordu.
Merve’nin görevi; üst üste yığılmış yüzlerce ikinci el kitabı türlerine göre ayırmak, tozlu rafları temizlemek, internetten gelen nadir kitap siparişlerini paketleyip kargoya hazırlamaktı. Dükkânın içi her daim küf ve eski kâğıt kokardı. Saatlerce o tozlu havayı solumak ciğerlerini zorlar, sürekli eğilip kalkmaktan sırtına keskin ağrılar girerdi.
Ancak Merve için esas mücadele, zamanı ikiye bölebilmekti. Üniversite sınavına hazırlanan bir eşit ağırlık öğrencisiydi. Müşterinin olmadığı sakin saatlerde dükkânın ahşap merdivenlerine oturur, dizlerinin üstüne koyduğu tarih ve coğrafya testlerini çözmeye çalışırdı. Bazen gözleri yorgunluktan kapanır, eski kitap kokusu arasında uyuyakalmamak için buz gibi suyla yüzünü yıkamak zorunda kalırdı. Arkadaşlarının özel derslerle hazırlandığı sınava, o tozlu rafların arasında, kısıtlı ışık altında tek başına hazırlanıyordu.
O akşam, dışarıda fırtına patlayıp Boğaz’da dalgalar sahili dövmeye başladığında dükkânı su basma tehlikesi belirdi. Pasajın gideri tıkandığı için alt kattaki sahafın zeminine deniz suyu ve yağmur sızmaya başladı. Merve, saatlerce tek başına, en alt raflardaki paha biçilemez yazma eserleri ve nadir basım kitapları kucağında üst raflara taşımak zorunda kaldı. Bel kütleten bu ağır mesai gece yarısına kadar sürdü. Dükkânı su baskınından kurtardığında elleri su toplamış, üstü başı çamur içinde kalmıştı. Pasajın kepengini indirip Beşiktaş Meydanı’na çıktığında şehir sırılsıklamdı; ama Merve, fırtınaya rağmen dimdik ayakta durmanın gururuyla otobüs durağına doğru yürüdü.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.