Akatlar’ın sakin ve yapraklı sokaklarına dondurucu bir ekim akşamüstü inerken, Etiler yönünden esen sert poyraz rüzgârı Akatlar Kültür Merkezi’nin çevresindeki ulu çınarları sallıyordu. Bu sırada bölgedeki bir anadolu lisesinin son ders zili çaldı. On yedi yaşındaki Rüya, okul ceketinin üzerine giydiği gri kaşe kabanın düğmelerini sıkıca ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Nispetiye Caddesi’ndeki kafelere gülüşerek gitme tekliflerini nezaketle geri çevirerek, adımlarını Akatlar’da modern cam cepheli lüks bir plazanın sekizinci katında yer alan uluslararası dijital medya ve yapay zekâ sinema projeleri acentesine doğru hızlandırdı.
Rüya, sekiz ay önce babasını Levent’teki bir reklam film seti platform kurulumu sırasında meydana gelen vinç kazasında yitirdikten sonra kronik tansiyon hastası annesi ve ortaokula giden küçük kız kardeşinin tüm geçim yükünü omuzlamıştı. Zincirlikuyu’daki mütevazı bir apartman dairesinin kirasını ödemek, annesinin her ay yenilenen düzenli ilaç masraflarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve uluslararası dijital senaryo tescil kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze demlenmiş kahve, yeni basılmış senaryo kâğıtları, yüksek çözünürlüklü render bilgisayarlarının düşük frekanslı vızıltısıyla kaplı son derece modern, kurumsal ama yüksek tempolu bir mekândı. Rüya’nın görevi; Los Angeles ve Londra merkezli yapım şirketlerinden gelen yapay zekâ destekli sinema projeleri telif sözleşmelerini sisteme işlemek, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tescil dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak dijital şifreli veri disklerini teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında telif kodlarını, dijital imza mühürlerini ve bütçe tablolama katsayılarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev dijital arşiv klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Rüya’nın en büyük arzusu ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-Televizyon Bölümü’nü kazanıp uluslararası festivallerde ödül alacak nitelikli filmler çeken vizyoner bir yönetmen ve senarist olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sözel/Eşit Ağırlık özet kartlarını ve Edebiyat-Tarih ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki paragraf soruları, sanat tarihi akımları ve felsefe terimlerini zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve dev ekranlardaki prodüksiyon şemalarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, uluslararası bir dijital platformda yayınlanacak olan sekiz bölümlük belgesel projesinin yetmiş beş parçalık acil telif ve tescil dosyasının taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir imza teslimatı için Maslak’a gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Rüya’nın omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Plazanın döner kapısını kilitleyip Akatlar otobüs durağına doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.