Kadıköy Sahili’nde akşam ezanı okunurken, Rüzgâr Bandosu’nun son ses tonları deniz motorlarının gürültüsüne karışıyordu. Zeynep, elindeki bükülmüş klarnet kutusuna daha sıkı sarıldı. Konservatuvarda klarnet bölümünü dereceyle kazanıp Anadolu’nun küçük bir kasabasından İstanbul’a geldiğinde, her şey sokak müzisyenliği yaparak geçinebileceği kadar tozpembe görünüyordu.
Ama Kadıköy sokaklarının yazılmamış sert kuralları vardı. Zabıtaların sürekli kovalamacası bir yana, kendi aralarında alan parselleyen eski sokak müzisyenleri de Zeynep’e rahat vermiyordu. Bu akşam Moda Sahili’ne doğru yürürken, cebinde yalnızca karşı yakaya geçecek tek bir akbil basımı ve akşam yemeği için alabileceği yarım simit parası kalmıştı. Ev arkadaşı, geciken kira payını ödemezse bu gece eşyalarını kapının önüne koyacağını kesin bir dille söylemişti.
İskele Meydanı'ndaki büyük çınarın altına geçti. Hava soğuktu, parmakları uyuşuyordu. Klarneti dudaklarına götürdü. İlk nota, Kadıköy’ün o kalabalık, telaşlı insan selinin içinde yankılandı. Şehir onu gürültüsüyle ezmeye çalışıyordu ama Zeynep’in nefesi, İstanbul’un soğuk poyrazına karşı direnen tek şeydi.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.