İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Ceyda’nın Üsküdar Sahili’ndeki Rüzgârlı Sınavı

Nevzat Amca, dükkânın arka odasından eski ama çalışan bir dizüstü bilgisayar ve yazıcı çıkardı. Ceyda, titreyen elleriyle ıhlamurundan bir yudum aldı, derin bir nefes verdi. Masanın başına geçip dijital yedeklerini açtı. Önünde sadece iki saat vardı ama Nevzat Amca’nın verdiği güçle paftaları yeniden düzenledi, maket yerine projenin 3D simülasyon sunumunu hazırladı.

Aralık ayının dondurucu soğuğu Üsküdar Sahili’ni etkisi altına almışken, Ceyda elindeki yıpranmış mimari pafta tüpünü göğsüne bastırmış, Kız Kulesi’ne doğru bakıyordu. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencisiydi. Ailesinin Anadolu’da küçük bir kasabada yaşaması ve babasının işsiz kalması yüzünden, İstanbul’daki tüm eğitim masraflarını kendi omuzlarında taşımak zorundaydı. Salacak’ta, rutubetten duvarları kabarmış bir çatı katında kalıyor; geceleri grafik tasarım serbest işleri yaparak hem kirasını ödüyor hem de maket malzemelerine para yetiştirmeye çalışıyordu.

O gün, hayatının en önemli sunumlarından biri vardı. Tarihi Yarımada için hazırladığı restorasyon projesini kentin önde gelen mimarlık bürosuna sunacak, kabul edilirse hem büyük bir burs kazanacak hem de mezuniyet sonrası işini garantileyecekti. Haftalardır uykusuz kalarak hazırladığı hassas karton maketi ve çizim paftalarını özenle paketlemiş, Üsküdar İskelesi’ne doğru yürümeye başlamıştı. Ancak Marmara’dan esen şiddetli bir lodos, deniz suyunu sahil yoluna kadar fırlatıyordu.

İskeleye yaklaşırken aniden bastıran hırçın bir dalga, sahil duvarını aşıp Ceyda’nın üzerine devrildi. Yürüyüş yolundaki su birikintisine kapılan genç kız dengesini kaybedip düştü. Elde günlerce incelikle kesilip yapıştırılan o hassas maket, tuzlu suyun etkisiyle saniyeler içinde yumuşayıp dağıldı. Çizim paftalarının mürekkebi ise birbirine karışıp bir renk karmaşasına dönüştü.

Ceyda, sırılsıklam olmuş kıyafetleriyle rüzgârın ortasında kala kaldı. Haftalar süren emek, uykusuz geceler ve hayalleri bir anda gözünün önünde eriyip gitmişti. Dizlerinin üzerine çöküp ıslak maket parçalarına bakarken, gözyaşları tuzlu deniz suyuna karışıyordu. Bu devasa şehir, sanki her defasında onu yutmak için fırsat kolluyor gibiydi.

O esnada, sahil yolundaki tarihi bir çay bahçesini işleten Nevzat Amca, kızın çaresizliğini fark edip koşarak yanına geldi. Ceyda’yı kolundan tutup dükkânın sıcak odasına götürdü, omuzlarına kuru bir battaniye örttü ve önüne sobanın üzerinde ısınan dumanı tüten bir ıhlamur bıraktı.

Nevzat Amca, masanın üzerindeki dağılmış paftalara bakıp gülümsedi: "Bu deniz çok insanı ıslattı kızım, çok emeği de yuttu. Ama bak, Boğaz hâlâ duruyor, sen de duruyorsun. Bu şehir seni devirmek ister ama ayağa kalkarsan sana en güzel manzarayı sunar. Sen o projeyi kafanda çizdin, ellerinle değil. Zihnindeki fikri hiçbir dalga söküp alamaz."

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. istanbulbulusmarehberi.icuistanbulbulusmarehberi.icu